Ana Sayfa Blog

Alkol Etiketleri ve Yasakları: İrlanda, Litvanya’nın Karanlık Yolunda – Zoltán Kész

Pub Closed Blackboard or Chalkboard Sign Due to Coronavirus COVID-19 Pandemic

Avrupa Birliği’ne üye devletler, tarihsel olarak yasaklar ve kısıtlamalar istenenin aksi yönde etki göstermiş olsa da, alkol kullanımını regüle etmek ve tüketici tercihini kısıtlamakla meşguller.

Yakın tarihte her ikisi de alkol tüketiminin yüksek olduğu ülkelerde yaşanan iki katı alkol düzenlemesi örneği var. Sonuç olarak yasa koyucular, tüketici sayısını düşürmek için kısıtlamaların gerekli olduğuna inanıyor.

Litvanya bu yola 2017’de parlamentonun bu hükmü yasaya koymasıyla girdi: Alkol satın almanın yasal yaşı 20’ye yükseltilirken alkol satma yetkisi olan dükkanların çalışma saatleri kısaltıldı. Restoranlarda, maksimum alkol içeriği maksimize edildi. Bununla beraber, spor etkinliklerinde veya plajlarda alkol satışı da kısıtlandı.

Son birkaç senede, tedbirler tüketiciler arasında rağbet görmemeye başladı. Buna rağmen, yasanın yürürlükten kaldırılması için ciddi bir siyasi hareket henüz yaşanmamıştır. Benzer yasaklarda (bir yüzyıl önceki ABD’deki yasakları düşünün) alışıldığı gibi, insanlar sistemdeki açıkları bulmak için yollar aradı; kendisinden yaşça büyük arkadaşlarından alkol almasını isteyen gençler, satış saatinden sonra başka ülkelerden alkol alabilmek için sınırları geçen insanlar ya da evlerde yasadışı alkol satışı, insanların bulduğu yaratıcı yolların yalnızca birkaç örneği.

Kıtanın öteki ucunda, İrlanda alkol satışlarını kısıtlama konusunda faal durumda. Son zamanlarda, alkol ürünlerini tüketildiğinde ortaya çıkması muhtemel sağlık riskleri ile etiketleme planı öne sürüldü. Bu karar, İtalya, Fransa veya Portekiz’in en iyi şaraplarının bazılarından mahrum kalacak İrlandalı tüketiciler için son derece dezavantajlı, çünkü onlar için İrlanda kadar küçük bir pazar için şişelerini tekrar etiketlendirmeleri karlı olmayacak. Bu karardan ötürü hem satıcılar kaybedecek hem de alıcılar.

Consumer Choice Center olarak biz, gerekçesiz, ancak tüketicileri negatif seçimler yapma doğrultusunda etkileyen kaygılandırıcı her türlü tedbiri kınıyoruz. Bilinçli tüketicilere, aşırı tüketim yapıyorlarmış gibi davranmak mantıklı bir karadan başka her şey olduğundan, temelsiz nedenlerle ortaya çıkan popülist yasalara sürü psikolojisi ile atlayan siyasetçileri görmek bizi kaygılandırıyor.

Tüketicilerin, hayatlarını düzenlemekle takıntılı olan kanun koyuculara mesajı, kendi kararlarını vermek istediklerinde bir çocuk muamelesi görmektense bir yetişkin olarak muamele görmektir. Eğer aşırı içki tüketimi bu ülkelerin herhangi birinde endişe konusuysa tüm tüketicilere alkolik muamelesi yapan sert bir yaklaşım yerine, hedeflenen doğrultuda aşırı tüketim ile mücadele eden insanlara odaklanılan şekilde yasama işlemi yapılmalıdır.

Zoltán Kész, Consumer Choice Center

çeviri: Ercan Gürcan

2022 Turkey Bootleg Data

After a long pandemic, 2022 is the first year we have been without any
pandemic restrictions from beginning to end. However, restrictions and
excessive taxes put citizens who want to exercise the freedom to consume a
legitimate consumer product through the wringer this year as well.
Unmeasured and unjustified restrictions have posed black markets and illegal
activities problems throughout the entire history. Today, when it comes
to alcohol policies, not only in Turkey but also in all countries that implement strict
policies from time to time, at least as much as Turkey suffer from these
unintended consequences.
This torn-between situation in Turkey has caused alcoholic beverages to be legal in
practice but has an incredibly hard-to-reach position in theory. In these
circumstances, Turkey’s implemented alcohol policies damage personal and social
health in Turkey and also damage rights and liberties as well. With these
perspectives, as, The Turkish Public Alcohol Policy Watch, we monitor Turkey’s
bootleg data and share the consequences with Turkish public opinion. Therefore,
we present the social and health losses caused by unmeasured public policies in a
clear cause-and-effect relation. Without further ado, we present you 2022 Turkey Bootleg Data!

In 2022, a total of 38 people passed away, and 78 people were
hospitalized due to bootleg consumption in Turkey. In other words, in
In 2022, almost every 9-10 days in Turkey, a citizen tried to reach the alcohol that
they could not afford to buy from the market, and thus they passed away. As we say
the point that we frequently dwell on as The Turkish Public Alcohol Policy Watch,
illicit alcohol is a communal catastrophe that might be prevented. The res that
should have been done is getting ease to reach recorded alcohols to save citizens
from poison dealers. And the way of that is by reducing the severe tax burden

In 2022, How Many Liters of Illicit / Unrecorded Alcohol Was Seized in Total


Totally 1.837.198 liters of illicit/unrecorded alcohol was seized by
operations in 2022. When we calculate the productions that cannot be seized by
ratio, this figure indicates a huge market volume. This means that the social and
economic restrictions on alcoholic beverages are exposed in Turkey have reached such a level
that the illicit/unrecorded alcohol black market, which should normally be an exception, has become a plausible alternative for the citizens. The way that eliminates the illicit alcohol black market from being an alternative for citizens is
to ease the reach of banderole alcohol.

Which product was seized the most in 2022, other than Illicit Alcohol, in
Unrecorded Operations?

In 2022, in operations against illicit/ unrecorded alcohol producers and dealers,
narcotic drugs were the second most product seized. This situation narrates us 2
things;
First of all: As a result of the strict alcohol policies of the government, alcohol
has been so criminalized that it has been put in the same equation as the narcotic
drugs that have been illegal for years.
Second and more importantly: Indicates the difficulty in reaching legal
and recorded alcoholic beverages are not the only alternative to illicit alcoholic
beverages, but also drugs.
In other words, difficulty in reaching recorded and legal alcoholic beverages
canalizes citizens to more affordable alternatives. These more affordable
alternatives are more malefic, addictive, and virulent than the legal and banderole
alcohols. State’s alcohol policies encumber a severe reaching burden to less
harmful alternatives, thus condemning citizens to the more affordable, wherewithal, more malefic alternatives. This is the most neglected and as well
most painful side of Turkey’s alcohol policies.

Third in Taxes, Last in Consumption
When it comes to alcohol policies in Turkey, leaving European countries holding
the bag and pointing out that the practices are in line with European practices is a
frequently used and careless method. Even if some of Turkey’s practices and
regulations and Europe’s practices and regulations resemble each other
there is an extortionate difference: Consumption rates.

The inbalance between Turkey’s consumption figures and Europe’s
consumption figures is a clear indicator of how disproportionate Turkey’s alcohol
policies are. The irrationality in alcohol policies is like taking medicine for
someone who is not sick. If you have a disease, medicine can thoroughly cure you.
However, if you are on medication even though you are not sick, it will drive you
to a worse situation. Turkey is a country that does not struggle with an
alcoholism problem compared to European countries but imposes strict and
relentless regulations as if there is an acute issue in practice. In short, even
though Turkey has no disease, she is taking a huge amount of medication. By
metaphor, this winds Turkey into a worse position. These bad results can be
observed in the 2022 Turkey Unrecorded Alcohol Consumption Data. This table is
an objective product of an explicit cause-and-effect relationship.
Thus, a concrete indicator emerges for decision-makers. Alcohol policies in
Turkey has been regulated for years in a strict, disproportionate, and just
as unjustified way, have terrible consequences in many social,
economic and medical aspects.
Our call to decision-makers is to take this table seriously to prevent more people
from passing away just because they wanted to practice legal daily practice, and
to prevent a legal consumer product from slipping into criminal activity. Thus,
felicitous decisions will be taken in terms of rights and liberties and roseate
improvements will be experienced in terms of public health, public finances, and
markets.
Our expectation from 2023 is, without a doubt, to encounter a Turkey where all
these issues we have been dwelling on are overcome.

Translated by: Toprak Ari

2022 Türkiye Kaçak İçki Verileri

Uzun bir pandemi dönemininin ardından 2022, başından sonuna dek herhangi bir pandemi önlemine maruz kalmadan geçirdiğimiz ilk yıl oldu. Gelgelelim yasaklar ve fahiş vergiler bu sene de yasal bir tüketim ürününü tüketme özgürlüğünü tatbik etmek isteyen biz vatandaşların yakasını bırakmadı. Ölçüsüz ve gerekçesiz yasaklar, insanlık tarihi boyunca yalnızca karaborsa ve yasadaşı faaliyetleri doğurmuştur. Bugün konu alkol politikaları olduğunda yalnız Türkiye değil, en az Türkiye kadar, zaman zamansa daha katı politikalar uygulayan tüm ülkeler bu istenmeyen sonuçlardan muzdarip hâldedir. Türkiye’nin içinde bulunduğu bu arada kalmışlık, alkollü içkilerin pratikte yasal, ancak fiilen ulaşması oldukça güç bir pozisyona oturamsına sebep olmaktadır. Hâl böyle olunca, Türkiye’nin uygulamakta olduğu alkol politikaları Türkiye’de bireysel ve toplumsal sağlığa, aynı zamanda hak ve özgürlüklere oldukça zarar vermektedir. Tüm bu düşüncelerle, Devletin Alkol Politikalarını İzleme Platformu olarak günbegün Türkiye’nin kaçak içki verilerini izliyor, bulduğumuz neticeleri ise kamuoyuna paylaşıyor. Böylelikle ölçüsüz kamu politikalarının yaratmış olduğu sosyal ve sağlıksal zayiatı net bir sebep sonuç ilişkisi içerisinde ortaya koyabiliyoruz. Lafı fazla uzatmadan, işte karşınızda 2022 Türkiye Kaçak İçki Verileri! 

2022 Kaç Kişi Sahte İçkiden Hayatını Kaybetti? 

2022 yılında Türkiye’de toplam 38 kişi sahte içkiye bağlı zehirlenme nedeniyle hayatını kaybetmiş, 78 kişi ise hasteneye kaldırılmıştır. 

Başka bir ifadeyle 2022 yılında Türkiye’de neredeyse her 9-10 günde bir vatandaş, marketten satın almaya gücü yetmediği içkiyi kaçak yollarla temin etmeye çalışmış, bu nedenle canından olmuştur. 

Devletin Alkol Politikalarını İzleme Platformu olarak üzerinde sıkça durduğumuz üzere, sahte içki önlenebilir bir toplumsal felakettir. Vatandaşı zehir tacirlerinin elinden kurtarmak için yapılması gereken şey, yasal ve bandrollü alkollü içkilere olan erişimi rahatlatmaktır. Bunun da yolu ağır vergi külfetini indirmekten geçmektedir. 

2022 Toplam Kaç Litre Kaçak / Sahte İçki Ele Geçirildi?

2022 senesinde yapılan operasyonlarda toplam 1,837,198 LT kaçak/sahte içki ele geçirilmiştir. Ele geçirilemeyen ürünleri orantı yoluyla hesapladığımızda bu rakam oldukça geniş bir piyasa hacmine işaret etmektedir. Bu da demek oluyor ki Türkiye’de alkollü içkilerin maruz kaldığı sosyal ve ekonomik kısıtlamalar öyle bir boyuta ulaşmıştır ki normalde istisna olması gereken kaçak / sahte içki karaborsası vatandaş nezdinde geçerli bir alternatif hâline gelmiştir. Kaçak / sahte içki karaborsasını vatandaş nezdinde geçerli bir alternatif olmaktan çıkarmanın yolu yasal ve bandrollü içkiye olan erişimin rahatlatılmasıdır. 

2022 Kaçak İçki Operasyonlarında Kaçak İçki Dışında En Çok Hangi Ürün Ele Geçirildi?

2022 senesinde Türkiye’de kaçak / sahte içki üreticilerine ve satıcılarına yönelik yapılan operasyonlarda en çok ele geçirilen ikinci ürün uyuşturucu maddedir. Bu durum bize iki şey anlatmaktadır; 

Birincisi; iktidarın katı alkol politikaları neticesinde alkol o kadar kriminalize olmuştur ki yapılan operasyonlarda yıllardır yasadışı durumda olan uyuşturu maddelerle aynı kefeye girmiştir. 

İkincisi ve daha önemlisi; yasal ve bandrollü alkollü içkilere olan erişimin zorlaşması durumunun vatandaşı sevk ettiği tek alternatif kaçak içki değil, aynı zamanda uyuşturucu madde olduğunu göstermektedir. Başka bir ifadeyle, yasal ve bandrollü içkilere olan erişimin güçlüğü vatandaşı ucuz alternatiflere yönlendirmektedir. Bu ucuz alternatifler ise yasal ve bandrollü içkilerden çok daha zararlı, bağımlı edici ve ölümcüldür. Devletin alkol politikaları, daha az zararlı bir alternatife ağır bir erişim külfeti yüklemekte, böylece vatandaşı ucuz ve daha zararlı bir seçeneğe mahkum etmektedir. Türkiye’deki alkol politikalarının en göz ardı edilen, fakat etkileri en acı tarafı budur.

Vergide Üçüncü, Tüketimde Sonuncu

Türkiye’de konu alkol politikaları olduğu zaman topu Avrupa’ya atıp, uygulamaların Avrupa uygulamalarıyla paralel olduğunu işaret etmek çok sıklıkla başvurulan, kaçak bir yöntemdir. Türkiye’nin kimi uygulamaları ve düzenlemeleri Avrupa ile benzeşse de ortada fahiş bir farklılık vardır: Tüketim oranları. Türkiye’nin tüketim rakamları ile Avrupa’nın tüketim rakamları arasındaki orantısızlık, Türkiye’nin alkol politikalarının ne kadar ölçüsüz olduğunun sarih bir işaretidir. Alkol politikalarındaki ölçüsüzlük, hasta olmayan birisinin ilaç kullanması gibidir. Eğer bir hastalığınız varsa, ilaç sizi iyileştirebilir. Ancak bir hastalığınız yoksa ve siz yine de ilaç kullanıyorsanız, bu sizi daha da hasta eder. Türkiye, Avrupa ülkelerine kıyasla bir alkolizm sorunu olmayan, ancak uygulamada sanki akut bir sorun varmışçasına katı ve amansız düzenlemeler yürürlüğe koyan bir ülkedir. Yani hastalığı olmadığı hâlde ilaç almaktadır. Metafor gereği, bu Türkiye’yi daha kötü bir konuma sürüklemektedir. Bu kötü neticeler, işte karşımızdaki 2022 Türkiye Kaçak İçki Verilerinde gözlenmektedir. Bu tablo, çok açık bir neden sonuç ilişkisinin objektif bir ürünüdür.

Böylelikle ortaya karar alıcılar için somut bir yol gösterici çıkmaktadır. Senelerdir katı, ölçüsüz ve bir o kadar da gerekçesiz surette düzenlenen Türkiye’deki alkol politikaları, gerek toplumsal, gerek ekonomik gerekse tıbbî birçok açıdan dayanılmaz derecede korkunç neticeler ortaya çıkarmaktadır.

Karar alıcılara çağrımız, bu tabloyu ciddiye almaları, daha fazla insanın günlük yasal bir pratiğini tatbik etmek istedi diye hayatını kaybetmesinin önüne geçmeleri, yasal bir tüketim ürününün kriminal bir faaliyete kaymasına engel olmalarıdır. Böylelikle hem hak ve özgürlükler bakımından isabetli adımlar atılmış, hem de toplum sağlığı, kamu maliyesi ve piyasalar bakımından da umut verici gelişmeler yaşanmış olacaktır.

2023 senesinden beklentimiz, hiç şüphesiz, üzerinde durduğumuz tüm bu sorunların aşıldığı bir Türkiye ile karşılaşmaktır.

‘Pekala, bu Garip’: Katar’ın Stadyumlarda Alkol Satış Yasağı Kararının Detayları – Robert Hart

Katar, Dünya Kupası stadyumlarında bira satışını yasakladı, FIFA Cuma günü, etkinlikle ilgili büyüyen tartışmalara katkıda bulunan ve muhtemelen futbolun yönetim organını utandıracak ve turnuvanın uzun süredir sponsoru Budweiser ile sorunlara yol açabilecek bir son dakika u-dönüşü olduğunu doğruladı.

ÖNEMLİ NOKTALAR

  • FIFA, Katar’ın Doha kentindeki Dünya Kupası taraftarlarının stadyumlardan alkol alamayacağını söyledi.
  • Stadyumların kurumsal alanlarındakiler — çoğu taraftarın erişemeyeceği pahalı bölgeler- haberlere göre hala alkol satın alabilecekler ve alkolsüz bira (Bud Zero) hala mevcut olacak.
  • Duyuru sert bir politika değişikliğidir- Katar’da halka açık yerlerde içki içmek yasa dışıdır ve alkol sınırlı alanlarda servis edilmek üzere ayarlanmıştır ve satışlar sıkı bir şekilde kontrol edilmektedir – ve turnuvanın başlamasından sadece iki gün önce gelir.
  • FIFA, kararın ev sahibi ülke Katar ile yapılan görüşmeleri takip ettiğini ve taraftarlara turnuvayı “herkes için keyifli, saygılı ve keyifli bir deneyim” haline getirmek için çalışacaklarına dair güvence verdiğini söyledi.”
  • Yasağın, onlarca yıldır Dünya Kupası’nın ana sponsorlarından biri olan ve turnuvada bira satmak konusunda münhasır haklara sahip olan Budweiser’i muhtemelen kızdıracak ve FIFA, ana şirketi AB Inbev’e anlayışından dolayı teşekkür etti.
  • Budweiser’in resmi hesabı, duyurudan sonra kısa ömürlü ve şimdi silinmiş bir tweet yayınladı: “Pekala, bu garip …”

NEYİ TAKİP ETMELİ?

Budweiser veya ana şirketinin geri dönüşü ne şekilde devralacağı açık değildir. Bira fabrikasının etkinlik için FIFA ile 75 milyon dolar değerinde bir sponsorluk anlaşması var ve kararı büyük bir sözleşme ihlali olarak görebilir. AB InBev haber ajanslarına verdiği demeçte, 12 Kasım’daki karardan haberdar olduğunu ve imtiyaz standlarının yerini değiştirmek için FIFA ile birlikte çalıştığını söyledi. “Odak noktamız, yeni koşullar altında mümkün olan en iyi tüketici deneyimini sunmaya odaklanıyor.”

ANAHTAR ARKAPLAN

Dünya Kupası, dünyanın en büyük spor etkinliklerinden biridir. Bu büyük bir para ve büyük bir siyaset ve tartışmalar Doha’nın teklifini yolun her adımında rahatsız etti. Yolsuzluk iddiaları ev sahibi seçim sürecini gölgeledi – Katar, yıllar önce FIFA tarafından temizlendi – ve etkinlik için devasa stadyumlar ve altyapı inşa etme çabaları binlerce göçmen işçinin ölümünün gölgesinde kaldı. Katar’ın iç karartıcı bir insan hakları sicili var, eşcinsellik yasadışı ve kadın hakları sınırlı, bu da taraftarların turnuvaya katılmaları durumunda sorun yaşayabileceğine dair korkulara neden oluyor. Turnuvaya çöl ülkesinde ev sahipliği yapmanın çevresel maliyetinin, ev sahibi ülkenin karbon nötr olduğu iddialarının aksine önemli olduğuna inanılıyor. Katar’ın ikliminin pratikliği, Doha’nın yaz sıcağı ve neminin en kötüsünden kaçınmak için turnuvanın Kasım ayında düzenlendiği anlamına da geliyor. Program, turnuvanın olağan yaz oyun zamanının aksine, birçok büyük futbol ligiyle çatışıyor ve profesyonel oyuncular için büyük sorunlara neden oldu.

Yazının orijinali: https://www.forbes.com/sites/roberthart/2022/11/18/well-this-is-awkward-beer-banned-from-qatar-world-cup-stadiums-after-last-minute-u-turn/?sh=5aac59d8cd1c

Çeviri: Ekin Melisa Çoğal

Dünyada Stadyumlarda Alkol Satış ve Reklam Yasakları – Hakan Efe Gül

Daha öncesinde derbi gününe özel stadyumlarda alkol satışına izin verilmeli mi sorusunu sormuştuk. Fakat son 2022 Katar Dünya Kupası’nda ortaya çıkan alkollü içki satışı ve alkol reklamı yasağını içeren kararlar birçok insan tarafından eleştiriye maruz kaldı. Daha önce 2014 Dünya Kupası’nda Brezilya hükümetine söz geçirebilen FIFA, Katar hükümetinin taleplerine boyun eğdi. Özgürlükler açısında fiyasko olarak nitelendirilen bu kararlar ilerleyen zamanlarda FIFA yönetiminin başını ağrıtacak gibi duruyor. Bunun üzerine hangi ülkelerde ne derece yasaklar var veya ne tür regülasyonlar var incelemek için kısa bir araştırma yaptık. Bu yazıda bir sorudan ziyade hem ekonomik olarak büyük hem de spor kültürü olan ülkelerin stadyum ve reklam kurallarından bahsedeceğiz.

Amerika Birleşik Devletleri – ABD

Hem spor kültürü hem de büyük ekonomiye sahip ülke deyince akla ilk gelen ülkelerden biri şüphesiz Amerika Birleşik Devletleri’dir. Her ne kadar futbol kültürü, Avrupalılar kadar oturmuş olmasa da basketbol, beyzbol, Amerikan futbolu, hokey gibi birçok profesyonel ligler oldukça ilgi çekmekte. En az Avrupa, zaman zaman da Avrupa’dan daha çok market payına ve gündeme sahip profesyonel ve college spor ligleri, birçok Amerikan vatandaşı tarafından takip edilmekte. Bir araştırmaya göre ülkenin 3’te 2’sinin NFL ile bir şekilde bağı olmuş.[1]

Asıl konumuza gelince, stadyumlarda alkol satışı genellikle yasak değil. Profesyonel liglerde çoğu zaman herhangi bir bira yasağı söz konusu değil. College (üniversite) liglerine gelince stadyumlarda alkol satışı, stadyum organizatörünün tercihine bırakılıyor. Fakat yine de bazı eyaletlerde veya şehirlerde tek seferlik farklı uygulamalar görülebiliyor.[2]

Alkol reklam yasağına dair bir hüküm bulunmadığı gibi, herhangi bir yasaklayıcı hükmün varlığı mahkemeler tarafından 1. Amendment’in ihlali olarak görülmüş. İfade özgürlüğünü kapsayan bu ilke, olabildiğince geniş yorumlanıyor.[3] Yine de 21 yaş altına alkol özendirmeyi engellemek gibi benzer konularda çeşitli regülasyonlar bulunabiliyor.

Birleşik Krallık

Daha önceki yazımızda etraflıca bahsettiğimiz gibi 1980’lerden beri ilk 5 profesyonel futbol liglerinde stadyumlarda alkol satışı yasak olmasa da maç oynanırken koltuğunuzda alkol içmek yasak. Fakat rugby, kriket gibi sporlarda böyle bir yasak bulunmuyor.[4]

Alkol reklam yasağı konusunda ise çeşitli regülasyonlar haricinde genel bir yasak yok.[5] Bildiğiniz üzere Liverpool futbol takımının forma sponsoru, uzun bir süre ünlü bir alkollü içecek şirketiydi.

Almanya

Bira sektörü Almanya ekonomisinin can damarlarından biri. Bu yüzden de genel olarak spor etkinliklerinin yapıldığı alanlarda bira satışına izin veriliyor. Hatta birçok taraftar, hangi kulübün biraları daha güzel diye anketler açıyor.

Alkol reklam yasağı ise Avrupa Birliği yasaları gereğince birkaç regülasyon harici pek bulunmuyor. Bu regülasyonlar diğer Avrupa Birliği ülkeleri için de genel olarak geçerli. Belli başlı regülasyonlar; yaşı küçükleri özendirmemeyi, alkolün mental ve fiziksel performans arttırıcılığı ile kariyer ve seks hayatında başarıyı vurgulamaması gibi konuları içeriyor.[6]

İspanya

Belki de futbolun en tutkulu takip edildiği Avrupa ülkesi olan İspanya’da stadyumlarda alkollü içecek satışı 1990 yılında düzenlenen kanunla beraber yasaklandı.[7] Bu yasak için tutkulu bir şekilde taraftarlık yapan İspanyol halkının, alkollü içeceklerle beraber maç içerisinde yaratabilecekleri potansiyel taşkınlıkları önleme gibi gerekçeler öne çıkıyor.  Sosyal hayatta özgür ruhuyla tanınan İspanya’da pek de özgürlük çerçevesine sığdırılamayacak bir yasak görüyoruz.

Alkol reklamı yasağında ise çoğu zaman Avrupa Birliği regülasyonlarına uyulmakla beraber ek olarak farklı düzenlemeler de karşımıza çıkıyor. Televizyonlarda alkol oranı, %20’yi geçen alkollü içeceklerin reklamı yasak. Fakat, internet aracılığıyla yapılan reklamlarda kanun biraz eksik kalıyor[8]

Fransa

Fransa’da Almanya’dan farklı İspanya’ya benzer bir şekilde localar hariç stadyumlarda alkol satın almak mümkün değil.[9] Bir yandan Mbappe, Messi, Neymar üçlüsünü izlerken diğer yandan biranızı tüketemeyecek olmanız bir hayli üzücü olsa gerek.

Alkol yasağına gelince diğer Avrupa Birliği ülkeleri gibi mevcut regülasyonlara uyuluyor.

İtalya

Genel olarak İspanya ile uygulama üzerinde benzerlik gösteren İtalya’da, Kastilya’dan bağımsız olarak stadyumlarda alkol satışına izin var. Fakat sadece %5 veya altı alkol oranı içeren içecekleri alabiliyorsunuz. [10]Şayet sosyal demokrat Pedro Sanchez hükümeti değişirse İspanya’da da benzer bir uygulamaya şahit olabiliriz.

Alkol reklam yasağı konusunda ise belli başlı regülasyonlar haricinde genel bir yasak bulunmuyor. Bu düzenlemelere genellikle yaş kriteriyle belirlenmiş. Bazen de belli saatlerde alkol reklamı yapamıyorsunuz. Büyük çaplı bir yasağın olmaması İtalya gibi şarap endüstrisinden çokça kez faydalanan bir ülke için hayati önem taşıyor. İtalya 14 milyar $ şarap üretimi hacmini aşmış durumda (https://www.wine-business-international.com/wine/news/wine-adds-more-eu14bn-italys-economy).[11]

Belçika –

Sayılan diğer ülkeler kadar sportif başarısı ve sektör hacmi olmasa da Belçika da gelişmiş bir ülke olarak dikkate almaya değer. Avrupa Birliği’nin birçok binasına ev sahipliği yapan Belçika, stadyumlarda önceden yasak olsa da artık alkol satışı serbest.[12] Alkol reklam yasağında da Avrupa Birliği kuralları takip ediliyor. Zaten Belçika’dan da Avrupa Birliği’nin dışarısına çıkmayı bekleyemeyiz.

Kanada –

ABD dışındaki diğer gelişmiş ve Kuzey Amerika ülkesi olan Kanada’da, buz hokeyi ve basketbol gibi birçok spor etkinliğine şahit olmaktayız. Kanada’da ise ABD’ye benzer bir şekilde genel anlamda stadyumlarda alkol satışı yasağı bulunmuyor. Alkolde reklam yasağı regülasyonlarharici yok.[13]

Hollanda –

Belçika’nın komşusu Hollanda ise Belçika’ya oranla sportif anlamda daha başarılı olduğu kadar aynı zamanda marketing açısından daha önde. Tıpkı Belçika gibi stadyumda bira satışı yasak değil. Alkol reklamı düzenlemelerinde ise Belçika’yı, dolayısıyla Avrupa Birliği’ni, takip ediyor.[14]

Norveç –

Bir diğer gelişmiş ülke olan Norveç ise spor anlamında pek de adını duyurabilen bir ülke değil. Haaland ve eğer sayılırsa Magnus Carlsen harici pek dünyaca tanınan isimleri yok. Futbol takımları ise Türkiye takımlarıyla eşleşince medya tarafından “köy takımı” statüsüne indirgenebiliyor. Stadyumda alkol satışı ise yasak değil.[15]

İlginçtir ki Norveç, Avrupa Birliği üyesi olmasa da genellikle AB kurallarını uygulamayı seven bir ülke. Fakat diğer AB ülkelerinden farklı, ülkemize benzer olarak alkollü içecekler konusunda tam anlamıyla 1975’te uygulamaya koyulan bir reklam yasağı var. Hiçbir şekilde televizyon, radyo, sosyal medya gibi kanallarda alkollü içecek reklamı yapamıyorsunuz.[16]

Rusya

Bu sefer batıdan biraz uzaklaşıp doğu taraflarına gidiyoruz. Alkol tüketiminin yüksek olduğu ülkelerden biri olan Rusya’da şu an bilgi akışı almak zor olsa da önceden stadyumlarda alkol satışı yasaktı. 2005’te yürürlüğe giren bu yasaktan dolayı 2014 Sochi Olimpiyatları da pek alkol dostu olmadı. Bununla beraber Katar’dan önce 2018 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapan Rusya’da bu yasak biraz hafifletilmişti. Alkollü içecekler plastik bardaklarda alabilirken cam bardakta sadece alkol değil herhangi bir meşrubat tüketmek mümkün değildi.

2012 yılında Kremlin, alkol reklamlarına tam anlamıyla bir yasak getirdi. Ne televizyonda ne radyoda ne de dijital ortamlarda alkollü içecek reklamlarına rastlamak çok olası değil.[17]

Japonya

Şimdi de diğerlerinden çok ayrı bir kültüre ve coğrafyaya göz atacağız. Güneşin ilk açtığı ülkelerden biri olan Japonya’nın gerek kültür gerek kurallar bakımından saydığımız ülkelerden biraz farklı olduğu söylenebilir. Her ne kadar Tsubasa’nın yarattığı etkiye maruz kalsak da Japonya’da en popüler spor futbol değil, beyzbol.[18] Bunun yanı sıra golf, tenis ve sumo da oldukça sık takip ediliyor. Sake Viva! Kampanyasıyla gençleri alkol tüketimine yönlendiren Japonya’da stadyumlarda alkol yasağı yok.[19] Beyzbol maçlarında sadece kadınlardan seçilen çalışanlar, tüm stadyuma bira dağıtmakla görevli. Bu çalışanlar stadyum tarafından değil bira şirketleri tarafından görevlendiriliyor ve talebi arttırsınlar diye işi alma kriterleri arasında güzellik gibi kriterler var.[20]

Alkol reklamlarına dair bir yasak yok. Daha önceki yazılarda belirttiğimiz gibi Sake Viva! Kampanyasıyla alkol reklamı bizzat devlet eliyle gerçekleştiriliyor denilebilir. Herkesin cebinde bolca parasının olduğu, insanların taksi çevirmek için para salladığı, “Bubble economy” diye tabir edilen 80’ler Japonya’sında alkol tüketimi oldukça fazlaydı. Bu temelsiz genişlemenin bedelini ise 90’lardaki büyük krizle ödemişti Japonya. O zamanlar tüm vergilerin %5’ini oluşturan alkollü içki vergi geliri, zamanla %1.7’ye kadar düşmüş. Japon hükümeti, vergi gelirlerinin düşmesinden sonra böyle bir yola başvurmaya karar vermiş.[21]

UEFA ORGANİZASYONLARI

Genellikle ulusal liglerden daha fazla takip edilen ve konuşulan UEFA organizasyonları, yapı olarak ulusal liglerden farklı. Bu yüzden de ulusal profesyonel liglere karşın farklı uygulamaları görebiliyoruz. Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi, Konferans Ligi maçlarında alkol satışına UEFA tarafından tam anlamıyla bir yasak yok olmasa da organizatör maçın oynandığı yerin kanununa uymak zorunda. Yani Bayern Münich’li taraftarlar olası bir Real Madrid eşleşmesinde Madrid’deki maçı izlerken stadyumda alkol tüketemeyecek, İspanya kurallarına uymak zorunda kalacaklar.  Özellikle tatil için İspanya’yı ziyaret etmeyi seven Almanyalı turistler kurallara uymak konusunda sıkıntı yaşadıkları için yerel halk tarafından zaman zaman eleştiri odağı oluyor.[22]

Ulusal kurallara uyma konusunu UEFA ve diğer kulüpler oldukça ciddiye almakta. Bildiğiniz üzere 2013 yılında Galatasaray ile maçı olan Real Madrid, Türkiye kanunlarına uyarak belli başlı sponsorlarını gösterememişlerdi. UEFA organizasyonlarında alkolde reklam yasağı yok bulunmuyor. Zaten bilindik markalar yıllardır UEFA organizasyonlarına sponsor oluyorlar.


[1] https://www.marketingcharts.com/television-19687

[2] https://bleacherreport.com/articles/1592116-why-there-should-be-beer-sales-at-every-college-football-stadium

[3] https://www.ftc.gov/news-events/news/speeches/advertising-alcohol-first-amendment

[4] https://www.skysports.com/football/news/11095/12416189/drinking-in-seats-at-football-grounds-could-be-reinstated-as-part-of-a-fan-led-review-into-the-game

[5] EUCAM

[6] EUCAM

[7] https://www.abc.es/deportes/futbol/alcohol-futbol-beber-cerveza-estadios-20221118190700-nt.html

[8] https://www.easypromosapp.com/blog/2021/11/en-la-promocion-de-bebidas-alcoholicas-donde-esta-el-limite/

[9] https://www.thestadiumbusiness.com/2019/08/23/french-minister-condemns-bid-expand-stadium-alcohol-sales/

[10] https://www.mlssoccer.com/news/beer-stands-north-america-yes-some-other-soccer-countries-no

[11] https://www.gamingtechlaw.com/2022/03/infographic-advertising-alcoholic-beverages-italy.html

[12] https://www.mlssoccer.com/news/beer-stands-north-america-yes-some-other-soccer-countries-no

[13] https://www.publichealthontario.ca/-/media/documents/F/2016/focus-on-alcohol-marketing.pdf

[14] https://www.statista.com/statistics/762533/beer-brands-served-in-eredivisie-football-stadiums-in-the-netherlands-by-number-of-places/

[15] https://www.fyfaproject.eu/resource.php?sp=the-norwegian-fotball-association-opens-up-for-sale-of-alcohol-at-football-matches

[16] https://www.nordicalcohol.org/norway-marketing-and-advertising

[17] https://www.motherjones.com/politics/2018/06/russia-major-league-drinking-problem-fifa-world-cup-soccer-violence/

[18] https://nbakki.hatenablog.com/entry/What_Professional_Sport_is_Popular_in_Japan_

[19] https://livejapan.com/en/article-a0002281/

[20] https://vinepair.com/wine-blog/at-japanese-baseball-games-beer-salesgirls-pour-brews-for-fans-from-kegs-strapped-to-their-backs/

[21] https://www.theguardian.com/world/2022/aug/17/japan-government-launches-competition-to-get-people-drinking-alcohol-drinks-tax-revenue

[22] https://www.joe.co.uk/sport/alcohol-to-be-served-at-champions-league-matches-as-uefa-lift-ban-186370

2022 July – September Unrecorded Alcohol Consumption Data

While we were continuing our monitoring activities for the third quarter of 2022 as the Turkish Public Alcohol Policy Watch, our expectation was that this period would be relatively calm.  April-June, unlike the second quarter, the reason for this was that the current period did not witness an exorbitant tax hike, it was a quarter in which grocery prices remained stable without undergoing a comprehensive change. Unfortunately, this optimistic expectation of ours was not met. The reason for this is that when we come to the year 2022, based on the exorbitant taxes levied on alcoholic beverages, the product price/tax amount balance of 280% now shows the devastating social effects of whether or not there is a need to break in the market. The taxes levied on alcoholic beverages in Turkey and the access restrictions put into effect accordingly have reached such an immeasurable extent that the black market activity, which is the absolute result of these policies, is no longer an exception, but has become normal. As the Turkish Public Alcohol Policy Watch, the activity that we’ve been trying to establish since the day of the equation, disproportionate restrictions on access and exorbitant taxes on alcoholic beverages as a serious threat to public health and individual health with the load of serious difficulties in terms of public finances containing illegal/fake liquor is intended to underline the relationship between the black market. In this way, the fact that the data we have announced at the point we have come to are decaying, on the one hand, and the fact that an increasing graph is being observed among the data we have published so far shows us how accurate the equation is. July – September 2022 When looking at the Unregistered Alcohol Consumption Data, high taxes and access restrictions are the reason, and fake booze is the result of the equation that should not be taken out of mind even for a moment.

The periodic total of the 3-month data that we monitor as a platform has been in the band of one hundred thousand liters of moonshine until the last period, and this line has been maintained for a long time. May – July (early by pulling forward from July), although we link the recording of the seizure of almost 700 thousand liters of moonshine with an increase of 500% in the last period, the issue is now far from being considered only as an individual excise duty hike, although we attribute it to the excise duty hike carried out in May (early by pulling forward from July). In recent days, with the real cost hikes, the price of a bottle of 70cl rakı has been based on 400 TL and 70% of this 400 TL is collected as tax. In this sense, the period we are in is not unaffected by the excise duty hike in May. The fact that the black market has returned to it is normal position indicates that in this sense, the problem is more than a number of unpleasant things that have decayed in between, as reflected in the general public opinion. We need to understand that the fake liquor black market is not a momentary agenda of Turkey, but a continuous agenda. And it is ironic that no matter how much we try to express the seriousness of the issue, the issue is so neglected, taking precautions (or making politics for the sake of taking them) is so thrown into the background.

The fake drink agenda is a real agenda. It is not a momentary agenda, it is a continuous agenda. In the past three months, 12 citizens have lost their lives due to fake drink-related poisoning. Similarly, 18 citizens were hospitalized in this way. Are all these statistics not enough to take the threat of fake booze seriously, or how many more citizens are expected to lose their lives in order to take the issue seriously? The data we have prepared as the Turkish Public Alcohol Policy Watch is a scientific data to underline this question, which the public should ask decision-makers.

In the picture you have seen, both the problem and the solution are actually in front of your eyes. The problem is regulated in the tabs of the amount of moonshine seized and the citizen who was hospitalized / lost his life accordingly. Another important problem is the issue of tax loss, which we have tabulated for the first time in the current period. Although the automatic tax hike applied every 6 months on alcoholic beverages did not lead to a decrease in government tax revenue, but rather helped to draw a rising graph every period, we think that reducing the tax burden on the citizen’s back by minimizing the tax loss caused by black market activity would be the most effective solution.

The solution, on the other hand, appears in the section on exorbitant taxes. Indeed, the source of each data in this table is data on the tax rate on alcohol. Although it is seen that law enforcement intervened in the situation with many police operations, especially in the current period, this is far from an effective solution. We are already examining the outputs obtained from police operations in our data. The multiplicity of data, on the other hand, is statistically related to the multiplicity of the operation carried out in relation to that period or the multiplicity of the products seized in the operation. However, while accepting this relationship, there are two important points that we should not forget: 1-The non-operational black marketeers, who are the invisible face of the disaster, are still continuing their activities, 2- Unfortunately, people are losing their lives. In this sense, although it is not open to debate that law enforcement activity has achieved some success against the black market, it is very, very far from being an effective solution. The way to end the fake liquor black market in Turkey is nothing more than to eliminate the black market from being a reasonable alternative for citizens. And this, in turn, can only happen by reducing the exorbitant tax burden on alcohol

We hope that this causal relationship in the table will be a road map for all decision-makers and political subjects in Turkey. Another wish that we always repeat is not to record any more data, especially regarding the loss of life, in the next period. We hope that effective solutions will be put forward, we hope that the causal relationship we are trying to emphasize will be taken into account and, ultimately, a free market and conscious consumption will be paved the way.

Translated by: Ekin Melisa Çoğal

2022 Temmuz – Eylül Kayıtdışı Alkol Tüketim Verileri

Devletin Alkol Politikalarını İzleme Platformu olarak 2022 yılının üçüncü çeyreği için izleme faaliyetimizi sürdürürken beklentimiz bu periyodun görece sakin geçmesiydi. Bunun sebebi, Nisan-Haziran aylarını kapsamına alan ikinci çeyreğin aksine, içerisinde bulunduğumuz periyodun fahiş bir vergi zammına şahit olmaması, market fiyatlarının kapsamlı bir değişime uğramadan stabilliğini koruduğu bir çeyrek olmasıydı. Gelgelelim bu iyimser beklentimiz maalesef karşılık bulmadı. Bunun sebebi, 2022 senesine geldiğimizde artık alkollü içkilerden alınan fahiş vergilerden hareketle ürün fiyatı / vergi miktarı dengesinin %280‘leri bulmasının artık piyasadaki kırılmalara gerek olsun veya olmasın yıkıcı toplumsal etkilerini göstermesidir. Türkiye’de alkollü içkilerden tahsil edilen vergiler ve buna bağlı olarak yürürlüğe koyulan erişim kısıtlamaları öyle ölçüsüz bir boyuta ulaşmıştır ki, bu politikaların mutlak sonucu olan karaborsa faaliyeti artık bir istisna değil, normal durumuna gelmiştir. Devletin Alkol Politikalarını İzleme Platformu olarak faaliyete başladığımız günden bugüne kurmaya gayret ettiğimiz denklem, alkollü içkilerdeki ölçüsüz erişim kısıtlamaları ve fahiş vergilerden oluşan yük ile halk sağlığına ve bireysel sağlığa ciddi bir tehdit olduğu gibi kamu maliyesi bakımından da ciddi sıkıntılar ihtiva eden kaçak/sahte içki karaborsası arasındaki ilişkinin altını çizmeye yöneliktir. Bu surette geldiğimiz noktada açıkladığımız verilerin dudak uçuklatıyor olması bir tarafa, şimdiye dek yayınladığımız veriler arasında da artan bir grafik seyrediliyor olması denklemin ne denli isabetli olduğunu bizlere göstermektedir. 2022 yılı Temmuz – Eylül Kayıtdışı Alkol Tüketim Verileri’ne göz atarken, yüksek vergi ve erişim kısıtlamaları sebep, sahte içki ise sonuç denklemini bir an için bile akıldan çıkarmamak gerekmektedir.

Platform olarak izlediğimiz 3 aylık verilerin periyodik toplamı, geçtiğimiz periyoda kadar 100 bin litre kaçak içki bandında olmuş olup bu çizgi uzunca bir süre korunmuştur. Geçtiğimiz periyotta %500’lük bir artışla neredeyse 700 bin litre’ye yakın kaçak içki ele geçirildiğinin kaydedilmesini, her ne kadar Mayıs ayında (Temmuz ayından öne çekilmek suretiyle erkenden) gerçekleştirilen ÖTV zammına bağlasak da, mesele artık yalnızca münferit bir ÖTV zammı olarak değerlendirilmekten çok uzaktır. Geçtiğimiz günlerde gerçekeleşen maliyet zamları ile birlikte bir şişe 70cl rakının fiyatı 400 TL‘ye dayanmış olup bu 400 TL’nin %70’i vergi olarak tahsil edilmektedir. Bu anlamda, içinde bulunduğumuz periyot, Mayıs ayındaki ÖTV zammından etkilenmemiş değildir. Karaborsanın normal konumuna gelmesi, bu anlamda sorunun genel olarak kamuoyuna yansıdığı üzere arada patlak veren birtakım tatsızlıklardan öte olduğunu işaret etmektedir. Anlamamız gereken odur ki, sahte içki karaborsası Türkiye’nin anlık bir gündemi değil, sürekli gündemidir. Ve ironiktir ki, konunun ciddiyetini biz ne kadar ifade etmeye gayret etsek de, konu o kadar savsaklanmakta, önlem alınması (veya alınması uğruna siyaset yapılması) bir o kadar geri plana atılmaktadır.

Sahte içki gündemi gerçek bir gündemdir. Anlık bir gündem değil, sürekli bir gündemdir. Geçtiğimiz üç ayda 12 vatandaş sahte içkiye bağlı zehirlenme nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Benzer şekilde, 18 vatandaş bu surette hastaneye kaldırılmıştır. Tüm bu istatistikler, sahte içki tehdidini ciddiye almak için yeterli değil midir, yoksa konuyu ciddiye almak için daha kaç vatandaşın hayatını kaybetmesi beklenmektedir? Devletin Alkol Politikalarını İzleme Platformu olarak hazırladığımız veri, kamuoyunun karar alıcılara sorması gereken bu sorunun altını çizmek için bilimsel bir veridir.

Görmüş olduğunuz tabloda hem sorun hem de çözüm aslında gözler önündedir. Sorun, ele geçirilen kaçak içki miktarı ve buna bağlı olarak hastaneye kaldırılan / hayatını kaybeden vatandaş sekmelerinde düzenlenmiştir. Bir diğer önemli sorun ise ilk defa içinde bulunduğumuz periyotta tablolaştırdığımız vergi kaybı meselesidir. Alkollü içkilerde 6 ayda bir uygulanan otomatik vergi zammı her ne kadar devletin vergi gelirinde bir düşüşe yol açmamış, aksine her dönem yükselen bir grafik çizilmesine yardımcı olmuşsa da, karaborsa faaliyetinin yol açmış olduğu vergi kaybını minimalize etmek suretiyle vatandaşın sırtındaki vergi külfetini indirmek bizce en etkili çözüm olurdu.

Çözüm ise, fahiş vergiye ilişkin kısımda karşımıza çıkmaktadır. Gerçekten de, bu tablodaki her bir verinin kaynağı, alkoldeki vergi oranına ilişkin veridir. Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde birçok polis operasyonu ile kolluğun duruma müdahale ettiği görülse de bu etkin bir çözümden uzaktır. Biz verilerimizde zaten polis operasyonlarından elde edilen çıktıları inceliyoruz. Verilerin çokluğu ise, en temelde o döneme ilişkin yapılan operasyonun çokluğu veya operasyonda ele geçirilen ürünlerin çokluğuyla istatistiksel olarak ilişkili. Gelgelelim bu ilişkiyi kabul ederken unutmamamız gereken iki önemli nokta var: 1-Felaketin görünmeyen yüzü olan operasyona uğramamış karaborsacılar halen daha faaliyetlerine devam ediyor, 2- İnsanlar maalesef hayatlarını kaybediyor. Bu anlamda, kolluk faaliyetinin karaborsaya karşı bir başarı elde ettiği tartışmaya açık olmasa da, etkin bir çözüm olmaktan çok ama çok uzaktır. Türkiye’de sahte içki karaborsasını bitirmenin yolu, karaborsayı vatandaş nezdinde makul bir alternatif olmaktan çıkarmaktan başka bir şey değildir. Bu da, ancak ve ancak alkoldeki fahiş vergi külfetini azaltmak suretiyle olabilir.

Tablodaki bu nedensellik ilişkisinin Türkiye’deki tüm karar alıcılar ve siyaset özneleri için bir yol haritası olmasını temennî ediyoruz. Hep tekrarladığımız bir diğer temennimiz ise, bir sonraki periyotta özellikle can kaybına ilişkin daha fazla veri kaydetmemeye ilişkindir. Umarız, etkin çözümler ortaya koyulur, umarız ki altını çizmeye gayret ettiğimiz nedensellik ilişkisi dikkate alınır ve nihayetinde özgür bir piyasa ve bilinçli bir tüketimin önü açılır.

Stadlarda Alkol Tüketimi Sorusu – Hakan Efe Gül

Özgürlüklerin peşindeki hikayemizin bugünkü konuğu Birleşik Krallık. Theresa May hükümetinde bir dönem spor bakanı olarak görev yapmış Tracey Crouch (Peter Crouch ile bir bağlantısı yok) geçtiğimiz yıllarda İngiliz basınına maç içerisinde alkol tüketimine dair son derece ilginç açıklamalarda bulundu. Yaptığı açıklamada Crouch, futbol maçlarında stadlarda alkol tüketimi yasağının kalkması gerektiğini savundu. Durum şu ki, İngiltere’de 1985’ten beri maç içerisinde koltuklarda otururken alkol tüketmek yasak. Bu yüzden de Crouch’un da belirttiği gibi insanlar, maç öncesinde veya devre arasında alkol tüketebiliyor[1]. Eski bakana göre bu durum devre arasında koşuşturmacaya ve kulüplerin alkol satışı gelirinden mahrum kalmasına yol açıyor.

Özellikle İngiltere gibi spor etkinliklerinde alkollü içki ve bilhassa bira tüketmeyi seven, hatta gelenekselleştirmiş ülkelerde böyle bir yasaktan dolayı stadyumda alkol satın alamamak eğlence kültürünü etkiliyor. Aynı zamanda kulüplerin bu talebe karşı arz getirmeleri zorlaştığı için de durum gelir kaybı olarak bilançolarına yansıyor. Crouch, özellikle alt liglerde oynayan takımların bu gelirle kendilerine güzel bir mali tablo oluşmasına engel konulduğunu ifade ediyor. Büyük kulüpler sponsorluklar, oyuncu satışları, turnuva ödülleri gibi birçok gelir kapısına sahipken küçük kulüpler, bu tarz stadyum içi satışlara bel bağlamak zorunda kalıyor.

Tabii ki de böyle bir yasağın isabetli olduğunu savunanlar da yok değil. Yasağın lehine argümanlardan birisi yasağın maç içi taşkınlıkları önleyeceği varsayımıdır. Evet, aşırı alkol tüketiminin birtakım rahatsızlık verebilecek olaylara sebebiyet vereceği savunulabilir. Fakat buradaki anahtar nokta aşırı kelimesindedir. Zira insanların çoğu sosyal içici olarak maç içerisinde bir veya iki bira içmek isteyeceklerdir. Sahaya alkol şişeleri fırlatmak isteyen kişileri, alkolsüz meşrubat şişeleri atmaktan alıkoyan bir durum yoktur. Ufak bir kitlenin sadece stadyumdan aldıkları alkol ile yaratacakları taşkınlıklara etkisi minimal düzeyde olacaktır. Fakat bu yasak, bir veya iki bira içmek isteyen çoğunluğun zevkine ket vurmakla beraber kulüpleri önemli bir gelir kaleminden yoksun bırakmaktadır. Bunların dışında da Manchester Üniversitesi’nde polis memurlarının röportajlarıyla da desteklenerek yapılan bir araştırmaya göre alkol yasaklarının maç günü taşkınlıklarına pek de olumlu bir etkisi olmadığı ortaya koyulmuştur [2]. UEFA turnuvalarında da benzer gerekçelerle stadyum içi alkol yasağı hala devam etmektedir.


Spor Müsabakalarında Alkol Tüketimi ve Finans

Amerika Birleşik Devletleri, bildiğimiz anlamda futbolun pek tutulduğu bir spor olmasa da diğer spor dallarındaki organizasyonlara ev sahipliği yapmaktadır. En popüler sporlardan olan Amerikan futbolu, beyzbol ve basketbol hem profesyonel ligde hem college liglerinde oldukça takip edilmektedir. Virginia Tech Üniversitesi’nin spor dekanı ve direktörü olan Whit Babcock, bir röportajında Virginia Tech’de olmasa da eskiden çalıştığı Cincinnati’de kampüsteki tüm maçlarda bira satışına izin verildiğini ifade etmiştir. Ayrıyeten, Cincinnati’de çalıştığı süre boyunca alkol kaynaklı esaslı bir vukuatın yaşanmadığını da aktardı. West Virginia eyaleti ise, Amerikan futbolu maçlarında bira satışına izin vererek 500,000 $ civarında gelir artışına yol açmıştı. Minnesota, Huntington Bank Stadyumunda bira ve şarap satışına olanak sağlayarak 180,000 $ yıllık gelir artışı yakaladı [3]. Görünen o ki daha işlevsel güvenlik tedbirleriyle aşırı alkol tüketen kitlelerin yol açacağı taşkınlık önlenebilirken aynı zamanda stadyumlara ek gelir de sağlanabilir. Fakat yasak getirmek hem özgürlüklere müdahale olduğu gibi fahiş gelir kaybına da yol açmaktadır.

ABD’de yapılan bir araştırmaya da göre insanların ortalama %75’i hem stadyumda hem televizyonda maç izlerken alkol tüketmeyi seviyor [4]. Şayet ki alkol Türkiye’de olduğu gibi fahiş vergilendirilseydi bu durum yaşam tarzına dolaylı müdahale olduğu gibi aynı zamanda ciddi gelir kaybına yol açacaktı.


Referanslar

[1]: https://www.thetimes.co.uk/article/tracey-crouch-football-review-fans-set-to-be-allowed-to-drink-alcohol-in-their-seats-during-matches-x5rjm92kj

[2]: https://www.researchgate.net/publication/233455563_%27On_the_Lash%27_-_revisiting_the_effectiveness_of_alcohol_controls_at_football_matches

[3]: https://www.usatoday.com/story/sports/college/2014/06/22/beer-sales-college-football-basketball-games-campuses/10276865/

[4]: https://www.statista.com/chart/6489/alcohol-sport_-a-match-made-in-heaven/



1851 Maine Alkol Yasağı – Hakan Efe Gül


Amerika ve alkol yasağı dediğimizde akla ilk 1920-1933 arası federal alkol yasağı gelir. Amerikan Anayasasına 18. Değişikliğin (18th Amendment) ilanı ile başlayan bu süreç Roosevelt başkan olana dek sürmüştür. Hatta öyle büyük çaplı bir etki bırakmıştır ki Roosevelt’in bu yasağı kaldırma vaadinin ona seçim kazandıran hamle olduğunu söyleyenlerin sayısı hiç de az değildir. Fakat bu yazının konusu bu dönemden değil, bu döneme zemin hazırlayan en büyük yapıtaşlarından biri olan Maine eyaleti alkol yasağıdır. 1851’de yürürlüğe konan eyalet boyu alkol üretiminin ve satışının yasaklanması 1856’de senato raporu doğrultusunda geri alınana kadar çeşitli toplumsal problemlere yol açmıştır.

Neden Maine ve Neden Alkol Yasağı?

19.yüzyıl’da büyümeyen başlayan American Temperance Society (Amerikan Alkol Karşıtlığı Topluluğu) bu tarz yasaklarda en önemli rolü oynayan sivil toplum oluşumuydu. Sadece sivil halkın değil, bürokrasi ve yargıda da bazı figürlerin üyelik yaptığı bu topluluk, her geçen yıl daha güçleniyordu.

Öncelikle bu alkol yasağının temeline inelim. Alkol o dönemlerde büyük bir topluluk tarafından gerek dine aykırılık gerek ev içi şiddet gerekse de iş verimliliğinin düşmesi gibi konularla ilişkilendiriliyordu ve bu kesimlerce şeytanlaştırılmıştı[1]. Bu sebeptendir ki ATS’de birçok sayıda kadın, iş patronu ve dini figürler yer almaktaydı. Fakat biraz daha derine inildiğinde alkolü en çok tüketenlerin genellikle günlük dertlerinden biraz olsun nefes almak isteyen çalışan kesim ve bu kesimde önemli sayıda bulunan İtalyan ve İrlandalı göçmenlerdi. Bu yasağa karşı genellikle seslerini çıkaranlar da bu kesimdendi[2].

Bu yasağın kanuna geçmesinde en çok katkıyı yapan, o zamanlar hem Portland’ın hem de Maine Temperance topluluğunun başkanlığı yapan Neal Dow’dı. Neal Dow muhafazakâr (quaker) çevrede büyümüş ve alkole karşı yıllarca aktivist hareketlerde bulunmuştu. Bir şekilde yetki eline geçince de yılların eskitemediği radikalliğini kanun haline getirdi. Alkol yasağı döneminde çokça kez özgürlük düşmanlığıyla suçlanmıştı. Hatta kendisinin yabancı düşmanı (nativist) eğilimleri de yok değildi. Bir keresinde alkol yasağını savunurken yabancı asıllı vatandaşlarını suçlayıcı kelimeler kullanıyordu [3]. Çok geçmeden kendi yarattığı kaos ortamı kendini hedef tahtasına koydu ve bireysel özgürlüklerini geri almak isteyen birçok kesim protestolarla yasağa karşı koydu. Portland Rom İsyanı olarak da bilinen protesto, bu özgürlüğün açık ihlali olan yasağa karşı fitili yaktı. Protestolar polis şiddetiyle durduruldu ve bir kişi ölmüştü, Başkan Neal Dow ise ölen kişinin İrlandalı olup olmadığını sormuştu[4].

Yasağın Sonuçları

1856 yılında Eyalet Senatosu hazırladığı raporda bu yasağın Anayasa’ya aykırı olduğunu açıkça ilan etti ve yasak yürürlükten kaldırıldı[5]. Yasağın ekonomik boyutu ise Portland gibi bir liman kentinin alkol ticaretinin getirdiği gelirden mahrum kalmasıydı. Bu yüzden de tüm alkol üzerinden gelir kazanan tüccarlar, içki dükkanları ve barlar ekonomik olarak zarar gördüler. Tabii ki de alkole olan talep yasakla son bulmayacaktı. Kaçak getirilen alkoller lokal dükkanlar yerine mafya ve çetelere gelir kapısı olarak döndü. Ekonomik boyutu dışında da bu yasak denemesi Vermont, Minnesota, Kansas, North Dakota gibi eyaletlere de önayak oldu. Daha sonra da 1920’de yürürlüğe girecek olan alkol yasağının federal düzeyde uygulanmasının ilk adımlarını attı. Maine eyalet böylece “dry state” (ayık eyalet) kavramının ilk kullanıldığı eyalet oldu. Günümüzde ise eyalet boyu yasaklar olmasa da bazı eyaletlerin bazı küçük şehirlerinde alkol satışı yasak. Görüldüğü üzere sadece bir yerde denenen bir özgürlük ihlali geniş çaplı uygulamalara sahne olabiliyor. Maine eyaleti davası ise bize en ufak tavizin ne derece yasaklara sahne olduğunu gösteren güzel bir örnek.


[1] Co-Partnership/Death and Co,” from the archives of the Maine Historical Society, image accessed online at “http://www.mainehistory.org/rum-riot-reform/1820-1865/gallery1/index.html”.

[2] Henry Stephen Clubb, The Maine Liquor Law: Its Origin, History, and Results, Including a Life of Hon. Neal Dow Published by Pub. for the Maine Law Statistical Society, by Fowler and Wells, 1856.

[3] Armstrong, Lebbeus. The temperance reformation: its history, from the organization of the first temperance society to the adoption of the liquor law of Maine. [New York, Boston etc. Fowlers and Wells, 1853], Neal Dow, Quarterly Report of the Mayor of Portland (Portland: Published by the Mayor’s Office, September 1851

[4] Kobler, John (1993) [1973]. Ardent Spirits: The Rise and Fall of Prohibition. New York, New York: Da Capo Press. p.89

[5] REPORT OF THE COMMITTEE ON THE JUDICIARY RELATIVE TO THE SALE OF INTOXICATING LIQUORS.” Written in 1856. Document provided: http://legislature.maine.gov/lawlib.

Norveç’te Pandemi Tedbiri Olarak Uygulanan Alkol Yasağı ve Etkileri – Eva Grape

Norveçlilerin dünyanın en mutlu insanları arasında olduğu neredeyse herkes tarafından bilinir. Bilmeyenler için, Norveç 2017 yılında dünyanın en mutlu ülkesi olarak kabul edildi. O zamandan beri ilk üçteki sıralamasından yavaş yavaş uzaklaşarak 2020’ye kadar 5. sırada yer aldı, Finlandiya ise birkaç yıldır üst üste listelerin başında yer alıyor.

İskandinav halkı kısıtlamalardan en iyi şekilde yararlanma gibi sıra dışı bir beceriye sahiptir. Olumlu düşünce yapıları sayesinde Nordik halkı uzun kışlar boyunca gelişmeyi başardı. Kısacası, birkaç oryantasyon noktası kış depresyonu riskine karşı hepimizin aynı türden bir direnç geliştirmesine yardımcı olabilir:

  • Kros, kayak, paten, hatta koşu gibi sporları yapmak için açık havada zaman geçirmek;
  • Kötü hava koşullarına karşı nasıl giyinileceğini bilmek ulusal bir beceridir (kat kat yün harikalar yaratacaktır);
  • Mumları yakıp iyi bir kitapla sıcak bir battaniyenin altına sokulmanın saatlerce uzaklaşmak için mükemmel bir yol olduğu (koselig olarak bilinir) rahat uzun akşamları dört gözle beklemek.

Buraya kadar her şey yolunda. Norveçliler -diğer tüm İskandinav halkları gibi- sadece iyi değil, gerçekten harika bir şekilde zorluklarla başa çıkıyor gibi görünüyorlar, bu da dünyanın geri kalanının başarılarını biraz kıskanmasına neden oluyor.

Ancak bir an için gerçeklerle yüzleşelim ve alkolle olan ilişkilerine bakalım.

İskandinavya genelinde alkol, yasalar ve kısıtlamalarla ciddi ölçüde düzenlenmiştir. Özellikle Norveç, sarhoş olmak için en pahalı yerlerden biridir (en azından Avrupa’da). Alkol ve tütünün ne kadar pahalı olduğu düşünülürse, sokaklarda sigara içen sarhoş birini görmek sizi çok zengin biriyle karşı karşıya getirebilir.

Düşünün, Norveçlilerin en sevdiği hafta sonu aktivitelerinden biri (Covid-19’dan önce) İsveç sınırını geçerek alkol de dahil olmak üzere kendi ülkelerinden biraz daha ucuz olan farklı malları ithal etmektir.

Life in Norway’e göre, “Bir mağazanın açılış saatlerine bakılmaksızın, tüm süpermarketlerin alkol satabilecekleri saatler sınırlıdır. Hafta içi akşam 8’den sonra, Cumartesi günleri akşam 6’dan sonra ve Pazar günleri tüm gün, sadece lisanslı bar ve kulüplerin alkol satmasına izin verilir. İstisna olmaz, çünkü süpermarket kasalarının çoğu bu saatlerden sonra alkollü içecekleri kabul etmez.”

Yani esasında, bu Ocak ayında Avrupa’daki üçüncü enfeksiyon dalgası sırasında daha da katı kısıtlamalara tabi olan programın dışında, yalnızca restoran ve barlardan alkol satın alabilirsiniz.

Oslo bölgesi, geçtiğimiz hafta Covid-19’un yayılmasına karşı bir önlem olarak alkol yasağına ilişkin farklı tavsiyeler aldığından beri tartışmalarla karşı karşıya kaldı.Norveç’te İngilizce yayın yapan The Local’ın haberine göre, “Pazartesi günü Norveç Sağlık Müdürlüğü yasağın en az iki hafta uzatılmasını tavsiye ederken, Norveç Halk Sağlığı Enstitüsü (NIPH) yasağın kaldırılmasını tavsiye etti.”

Bu sadece tartışmalı ve bir dereceye kadar kafa karıştırıcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda insanları bir arada durmaları gerekirken bölüyor. Birçok bar ve restoran sahibi, alkol satış yasağının bir sonucu olarak devasa miktardaki litrelerce alkolü borulara boşalttı:

Oslo’da birçok bar ve restoran işleten Noho Norveç’in başkanı Karl Henning Svendsen, E24 gazetesine verdiği demeçte, “Bugün 150.000 ila 200.000 Norveç kronu bira döktük” dedi.

Sonuç olarak, devlet tarafından işletilen alkol mağazası Vinmonpolet (Şarap Tekeli şeklinde tercüme edilir), bugünlerde alkol satın almak için tek seçenek olarak burayı gören bitmek bilmeyen insan kuyrukları topladı. Hunter VG’ye yaptığı açıklamada, uzun kuyruk süresinin insanları mağazalara erişmek için farklı belediyelere seyahat etmeye zorladığını ve bunun da Hükümetin “Oslo ve Follo bölgelerinde Vinmonopolet’i yeniden açma kararına yol açtığını […] bunun azalan hareketliliğin artmasına ve toplumda enfeksiyonların yayılmasına katkıda bulunacağını düşünüyoruz” dedi.

Çeviri: Maya Kurter

Yazının orijinali: https://medium.com/the-venting-machine/norwegian-alcohol-ban-during-covid-19-peak-and-its-effects-on-happiness-bea3fa579bfc